Aşk, imkansızların aşkı, her zaman sanatın her dalına ilham kaynağı olmuş ve olacaktır.
Aşk bu, insan hep hayal eder diğer yarısını...
Twilight hiç kaybetmeyeceği bir yere dayanıyor. Hedefi yerinde, arz talep meselesi, ne olursa olsun gişeden mutlu ayrılıyor.
Ya film:
Biri eleştirisinde Düğün'ün çok uzun olduğunu söylemişti. Katılmıyorum. Bence onun dışında her şey çok daha uzundu. Mesela 14 gün süren ve flirt,satranç ve hiçbir şeyle geçen balayı gibi, ya da çok kısa sürede şişip bir türlü bitmeyen hamilelik gibi (en azından karnını burnuna zamanla getirseler olacakmış)...
Çok bahsedilen sevişme sahnesi var ya arkadaşlar aslında o sahne yok; yani bir sevişme sahnesi var ama bence Joe Black'in sevişme sahnesi bile daha iddialı.
Kurtlar olmasa film hiç olmazmış fakat efektler biraz sıkıcı, bilgisayar sinemaya girdi ne de olsa.
Kristen Steward beni şaşırttı. Bugüne kadar izlediğim bütün twilight filmlerinde nefret ettiğim bella, sıkıntılarını, isteklerini, heyecanlarını ifade edebilen biri olmuş çıkmış. Robert Pattinson; sonuçta bir vampiri oynuyor hiçbir şey yapmasa bile vampir karizması onu kurtarıyor ama onun da ilerleme gösterdiğini düşünüyorum. Gelelim Taylor Lautner'a; kardeşim gibi 17 yaşındaki genç kızların ona delirdiğini biliyorum ama o kadar yetenekten yoksun ki sinema bu çocuğu başka ne yapar onu hiç bilemiyorum.
Makyaj garip, ucuz çok...
Müzikler idare eder ama tabii hikaye boş olunca çok yer tutuyor filmde.
Doğumdan sonra bellanın yaşadığı süreç belki de filmin en güzel yeri.
Tabii ki film hafızalara kazınacak hiçbir replik ya da sahne içermiyor. Hele açılıştaki rüya sahnesi, felaket...
Netice itibariyle arada güzel sahneleri olan, sinema tarihine hiçbir şey katmamış, bir kaç küçük oyuncunun kendini geliştirme fırsatı bulduğu bir film twilight saga breaking down part 1.
Karaip Korsanlarından sonra sinemada görmeye alıştığımız sürpriz sahne için, filmden hemen çıkmayın.
18 Kasım 2011 Cuma
11 Kasım 2011 Cuma
CONTAGION-SALGIN Steven Soderbergh-2011
Steven Soderbergh, özellikle karakterlerini sevdiğim bir yönetmen. Oyuncularını karaktere bağlamak için ayrıntılara hep önem veriyor. Aslında o ayrıntılar karakteri gerçekliyor. 3 film boyunca Rusty'nin her sahnede birşeyler yemesi gibi. Salgında da Mitch Emhoff ve Alan Krumwiede başta olmak üzere bütün karakterler ince ince işlenmiş ve oyuncuların başarısına diyecek tek kelime yok. Her biri daha ilk göründükleri sahnede bile nasıl kişiler olduklarını anlatıyorlar.
Rengi her zamanki gibi Soderbergh; mavilerin hakimiyeti sürerken, yaptığı ani değişiklikler sayesinde sadece rengine bakarak hangi topraklarda olduğunuzu anlıyorsunuz.
Salgın bir salgın filmi ancak bugüne kadar çekilmiş olan felaket filmlerinin aksine, bütün gerçekçiliği ve olabilirliğiyle ele alıyor salgını. Bu hastalık sizi korkutmaktan çok gerçekliğiyle dehşete düşürüyor. İzlerken bir film gibi değil de bu insanların başına gelmekte olan bir olayı izler gibi kapılıyorsunuz her sahneye.
Müzik; ciddiyeti göstermek için olduğu kadar, ritmi belirlemek için kullanılmış, çok iyi seçim. Etkiyi destekliyor sadece, bir etki yaratmak için orasına burasına yapıştırılmamış.
Sonunda bazı noktalar açıkta kalıyor gibi görünebilir belki ama filmin ilgilendiği yerin hikayenin neresi olduğunu düşününce bence tam da böyle olması yeterli. Sündürmeden, sömürmeden, yapay bir etkiyle süslenmeden, ne olabilirse, daha önce ne olmuşsa....
Rengi her zamanki gibi Soderbergh; mavilerin hakimiyeti sürerken, yaptığı ani değişiklikler sayesinde sadece rengine bakarak hangi topraklarda olduğunuzu anlıyorsunuz.
Salgın bir salgın filmi ancak bugüne kadar çekilmiş olan felaket filmlerinin aksine, bütün gerçekçiliği ve olabilirliğiyle ele alıyor salgını. Bu hastalık sizi korkutmaktan çok gerçekliğiyle dehşete düşürüyor. İzlerken bir film gibi değil de bu insanların başına gelmekte olan bir olayı izler gibi kapılıyorsunuz her sahneye.
Müzik; ciddiyeti göstermek için olduğu kadar, ritmi belirlemek için kullanılmış, çok iyi seçim. Etkiyi destekliyor sadece, bir etki yaratmak için orasına burasına yapıştırılmamış.
Sonunda bazı noktalar açıkta kalıyor gibi görünebilir belki ama filmin ilgilendiği yerin hikayenin neresi olduğunu düşününce bence tam da böyle olması yeterli. Sündürmeden, sömürmeden, yapay bir etkiyle süslenmeden, ne olabilirse, daha önce ne olmuşsa....
Kaydol:
Yorumlar (Atom)